İYİLER ARTIK YAŞAMASIN
Kırk yıllık bir yazar edasıyla
oturdum bilgisayarın başına. Word
dosyasını açtım ve bembeyaz ekran üzerine hislerimi yazmaya, bilgisayarla
muhabbet etmeye başladım. Parmaklarımı klavyenin üzerine dokundurduğumda hangi
harfle yazıya başlayacağıma karar veremedim. Gözlerim masanın üzerindeki boş
bardağa ilişince kahvemin bittiğini fark ettim. Turuncu bardağımı alarak
mutfağın yolunu tuttum. Su kaynayana kadar mutfakta dolaşmaya başladım.
Mutfaktaki düzensizlik ve kirlilik her ne kadar iştahımı kapatsa da kahveye
olan bağımlılığım gözlerime perde gibi inmişti. Kahvemi alıp tekrar masaya
oturdum.
Bir yerlerden kısık sesle müzik sesi
geliyordu. Bilgisayarın tarayıcılarını açınca youtube’da Suede’nin Saturday
Night müziği çalıyordu. Tekrar tekrar dinlediğim bu müzik bir an yabancı gibi
geldi. Bütün tarayıcıları kapattım ve kahvemden bir yudum alarak bardağı masaya
bıraktım.
Yazıya bir türlü başlayamadım.
Başlamamak için bahaneler arıyor gibiydim. Paketi yeni açılmış sigaram bana
titreyerek bakıyordu. Bir dal aldım ve masanın ucuna doğru fırlattım. Masanın
üzerinde göremediğim çakmaktan dolayı bütün sigara hevesim darbe almıştı.
Masanın üzerindeki kitapları tek tek kaldırıp altına baktım. Aşk köpekliktir
kitabını kaldırınca kırmızı çakmağımı bulmuştum. Sevincime ortak olan çakmakla
sigaramı yaktım. Sigaranın dumanını bütün hücrelerime eşit olarak paylaştırdım
ve sigaramı küllüğe koydum. Bütün bahanelerimi imha edip yazıya başladım.
Bu sefer, diğer yazılarımı yazarken
ki hisler bedenime yayılmamıştı ama Bade’yi yazmak istiyordum. Ona olan aşkım
her zaman kelimeleri kıskandırmıştı. Gözlerine bakıp konuşamadığım cümleler,
yazıların içinde muhabbet fırtınaları estiriyordu.
Yazacağım kelimeler sıkılmıştı
benden, Bade ise bahane oldu yazıma. Yazımın sonunda mutlu bir son düşlerken,
başlığı dahi atamadım. Saat 04.23 olduğunu fark edince, ilhamın bu saatte bizim
mekâna uğrayacağından da umudu kestim. Birkaç dakika ekranla göz göze gelip,
kaçamak bakışlar savururken, uykuya davetiye çıkardım.
Başımı ellerimin arasına alarak biraz
düşünmeye başladım. Gözlerimi kapatınca, Bade’yle sinemaya gittiğimiz gün
aklıma geldi ve düşlemeye başladım. Ama o günün sonu mutlu bitmemişti. Bu
yazıda orada yaşananların yazılmasını istemedim.
Koltuğa iyice yayıldım ve kafamı
yukarı doğru kaldırdım. Cılız bir ışık göz bebeklerimde büyümeye başladı.
Koltuktan toparlandım ve ellerimi klavyenin üzerine koydum. Farkında olmadan
parmaklarım klavyedeki tuşları okşuyordu. Gözlerimi ekrana dikince başlığı
attım gördüm. ‘İyiler Artık Yaşamasın’ başlığını görünce irkildim. Hemen
başlığı sildim ve Word dosyasını kapattım.
Uykunun vücudumda iyice
konaklamasıyla bilgisayarı kapattım. Yatak odasına gitmek için kapıyı açtım.
Azrail içeri yeni girmiş gibi üzerinde kostümüyle bekliyordu. Acelesi varmış
gibi bir hali vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder