FOTOĞRAFLAR

22 Ocak 2014 Çarşamba

İYİLER ARTIK YAŞAMASIN

İYİLER ARTIK YAŞAMASIN

Kırk yıllık bir yazar edasıyla oturdum bilgisayarın başına.  Word dosyasını açtım ve bembeyaz ekran üzerine hislerimi yazmaya, bilgisayarla muhabbet etmeye başladım. Parmaklarımı klavyenin üzerine dokundurduğumda hangi harfle yazıya başlayacağıma karar veremedim. Gözlerim masanın üzerindeki boş bardağa ilişince kahvemin bittiğini fark ettim. Turuncu bardağımı alarak mutfağın yolunu tuttum. Su kaynayana kadar mutfakta dolaşmaya başladım. Mutfaktaki düzensizlik ve kirlilik her ne kadar iştahımı kapatsa da kahveye olan bağımlılığım gözlerime perde gibi inmişti. Kahvemi alıp tekrar masaya oturdum.

Bir yerlerden kısık sesle müzik sesi geliyordu. Bilgisayarın tarayıcılarını açınca youtube’da Suede’nin Saturday Night müziği çalıyordu. Tekrar tekrar dinlediğim bu müzik bir an yabancı gibi geldi. Bütün tarayıcıları kapattım ve kahvemden bir yudum alarak bardağı masaya bıraktım.

Yazıya bir türlü başlayamadım. Başlamamak için bahaneler arıyor gibiydim. Paketi yeni açılmış sigaram bana titreyerek bakıyordu. Bir dal aldım ve masanın ucuna doğru fırlattım. Masanın üzerinde göremediğim çakmaktan dolayı bütün sigara hevesim darbe almıştı. Masanın üzerindeki kitapları tek tek kaldırıp altına baktım. Aşk köpekliktir kitabını kaldırınca kırmızı çakmağımı bulmuştum. Sevincime ortak olan çakmakla sigaramı yaktım. Sigaranın dumanını bütün hücrelerime eşit olarak paylaştırdım ve sigaramı küllüğe koydum. Bütün bahanelerimi imha edip yazıya başladım.

Bu sefer, diğer yazılarımı yazarken ki hisler bedenime yayılmamıştı ama Bade’yi yazmak istiyordum. Ona olan aşkım her zaman kelimeleri kıskandırmıştı. Gözlerine bakıp konuşamadığım cümleler, yazıların içinde muhabbet fırtınaları estiriyordu.

Yazacağım kelimeler sıkılmıştı benden, Bade ise bahane oldu yazıma. Yazımın sonunda mutlu bir son düşlerken, başlığı dahi atamadım. Saat 04.23 olduğunu fark edince, ilhamın bu saatte bizim mekâna uğrayacağından da umudu kestim. Birkaç dakika ekranla göz göze gelip, kaçamak bakışlar savururken, uykuya davetiye çıkardım.

Başımı ellerimin arasına alarak biraz düşünmeye başladım. Gözlerimi kapatınca, Bade’yle sinemaya gittiğimiz gün aklıma geldi ve düşlemeye başladım. Ama o günün sonu mutlu bitmemişti. Bu yazıda orada yaşananların yazılmasını istemedim. 

Koltuğa iyice yayıldım ve kafamı yukarı doğru kaldırdım. Cılız bir ışık göz bebeklerimde büyümeye başladı. Koltuktan toparlandım ve ellerimi klavyenin üzerine koydum. Farkında olmadan parmaklarım klavyedeki tuşları okşuyordu. Gözlerimi ekrana dikince başlığı attım gördüm. ‘İyiler Artık Yaşamasın’ başlığını görünce irkildim. Hemen başlığı sildim ve Word dosyasını kapattım.

Uykunun vücudumda iyice konaklamasıyla bilgisayarı kapattım. Yatak odasına gitmek için kapıyı açtım. Azrail içeri yeni girmiş gibi üzerinde kostümüyle bekliyordu. Acelesi varmış gibi bir hali vardı.

Hoş geldin…



OCAK, 2014, KOCAELİ


Tavsiye:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder