KAYIP ŞEHİR
Neyin var diye soruyorlar, anlatamıyorsun güvenmemekten
değil. Ayrı bir hissi var anlatamadıklarının yüreğinin derinliklerinde. Her an
duyguların kaynayıp buharlaşmaya yol alırken, dökmeye çalışırsın hislerini en
yakınındakilere ama beceremezsin. Ne kadar beceriksiz olduğunu düşünürsün ama
anlatacaklarının mahremiyeti boğazında düğümlenir ve suskunluğun girdabına
sokar kelimelerini. Bir yandan konuşurken rahatlarım diye düşünürken gönlünde
demlenen yaşantıların çığlıkla duyulması bütün büyüye ortak olur. Yalnızlığını
paylaşmaktan korkarsın, ötelerde yaşamayı tercih etmesen de bir şekilde
sürüklenirsin berilerden. Buna, kimileri kaçmak derken aslında sen kendinle
buluşmanın gayesinde olduğunu görürsün. En büyük caddelerde yürüyen canlılar
arasında yalnızlıkla saklambaç oynasın. Saklandığın yerden hangi baharda
çıkacağını bilmeden sessizce beklersin. Elma dersem çık armut dersem çıkma.
Karanfiller mi açıyor ne? Çıkabilirsin bulunduğun yerden. Acemi duygular
beşiğinden yuvarlanarak dökülürsen yaşlı meyvenin dalından ham olarak
yeryüzüne. Hoş geldin kayıp şehre. Bu şehirde her şey kayıp. Hayaller kayıp
halen aranmakta, saklandığı yerden çıkmamakta kararlı görünüyor. Özgürlük
kayıp, parayı tanrı yapan insanların boyunduruğu altında yaşam mücadelesine
yenik düşerek bir elveda dahi demeden terk etti. Her zaman kulübemin üzerinde
uçan güvercinlerim bile kayıp. Hayallerini kurdukları şehre yol almışlar.
Oysaki birlikte uçacaktık söz vermişlerdi bana. Benim biletim hazırdı
yastığımın altında saklıyordum. Kayıp şehir hep kördüğüm oldu bahara ama kışın
gelmesi yakındır.
TAVSİYE: