Şiir, bir yürek hoplaması, bir
ruh heyecanı ve bir gözyaşıdır. Aslına bakılırsa gözyaşları da kelimelere başkaldırmış,
saf birer şiir demektir. Bir başka ifade olarak, insanın ruh halinin,
kelimelerin yan yana dizilip, cümlecikleri oluşturmasıdır. Bazen duyup
düşünülen her şeyi tasavvur etmek, bazen de sonsuzluk düşüncesinde savrulmaktır
şiir.
Şiiri sadece söz kalıplarıyla
değerlendirmek, şiire karşı yapılan en büyük darbedir. Şiir, ruhu cezp edip,
söz dağarcıklarıyla gönüllerde hayret ve hayranlık uyandıracak. Ağızdan çıkan
her kelimenin bir ışık kaynağı gibi etrafta bulunan insanları aydınlatabilecek
ve senin en sevdiğin nesnenin en mükemmel şekilde tasvir edecek.
Şiir ikiyüzlüdür, ne demek
ikiyüzlüdür hemen aklınızı kötü şeyler getirmeyin, yani bir iç ve bir de dış
yüzü vardır. Dış yüzünden kastım, kelimeler, cümleler ve ölçü gibi kavramların,
birbiriyle dans etmesidir. İç yüzündeyse; iç âlemde mayalanan ve kelebeklerin
kanatları gibi süslü ve zarif duygular, kıvılcım gibi düştüğünde insanın
gönlünde yangın çıkaran ahenkler ve dudağına konan neyin ruhunu okşayan dem
sesleridir.
Şiir, düşünce ve duyuşun birbiriyle
kaynaşıp bütünleşerek meydana getirdiği bir tonlamadır. Duygu ve düşüncelerin,
aynı tonlamalarda yüreğinden boşalması olarak da ifade etmek, hiç de yanlış bir
tasvir olmaz diye düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder