… Çağan o gece de uyumamıştı. Tabiat
uykudaydı ama sokaklarda bir çığlık hâkimdi. Bütün gece Yağmur’u hayal etmişti.
Çağan, Duvarlara birkaç kırık öykü fısıldarken, kitaplar ev sevdiği şarkıyı
mırıldanıyordu nihavent makamında… Güneş o gece çok nazlıydı, bulutların
arasına saklanmış çık emrini bekliyordu. Çağan, sevgiliyi görmek için sokağın
kollarına bıraktı kendini. Tütün sarısı saçları, cennetin yeşilliğini
kıskandıran gözleri ve teninin büyüsünün hasreti, bej renkli duvarlar arsından
esaretine hüküm giydirmişti. Sokaklar kumpas mı kurmuştu ne? Her gördüğü
sevgili, her görünen Yağmur’du. Kaç sokak gezdi, hangi caddede kayboldu
sayısının hiç önemi yok ama hiçbirinde sevgilinin büyüsü yoktu. Büyüsünü
heybesinde saklamış sevgiliye adım adım yaklaşıyordu.
Güneşe el sallarken, ayın çehresi
gülümsüyordu. Ay sevgilinin geldiğini işaret ediyordu pervasızca. Sevgiliyle
yürürken görmüştü yıldızlar, ardımızdan kıs kıs gülerken yakaladım. Gökyüzü
yıldızları cezalandırmıştı, bütün yıldızlar birlikte kayıyordu. Aklından o
kadar çok dilek geçiyordu ki, bir dilek tutmaya vakit yoktu. Simsiyah
gökyüzünde ay, Çağan gibi yalnızlıkla sancılanıyordu. O an “Seni Seviyorum”
diye buğulu bir ses. Sonrası uzunca bir sessizlik. Kelimeler boğazında
düğümlenmişti. Lisanın tutsaklığının acziyetini yaşıyordu Çağan. Sessizlik
yerini kalabalığa bırakmıştı Yüksel caddesinde… Heykelin yanında tabakasından
çıkardığı tütünü sararken bulmuştu.
Erkekler ağlamaz derler ya hep.
Ağlarlar, hem de kalabalıklar içerisinde hıçkırıklarla. Hangi dilde ağladığını Yüksel
caddesindeki kalabalığa sor. Heykel bile ağlıyordu gözyaşlarını belli
ettirmeden. Caddede soğuğa inat harçlığını çıkarmaya çalışan kahve falı beş
lira diye bağıran Dilara’ya sor, belki hatırlamaz ama köşe başındaki yedinci
şişenin dibini görmüş Cumhur abiye sor, muhakkak hatırlar. Akrep ile yelkovanın öpüşmesinden sonra
Çağan, kalabalıkta yalnızlaşmaya doğru yürüyordu. Cumhur abi Çağan’ın cebindeki
notu almış kafede çalan bozkırın tezenesinden dökülenler eşliğinde okumaya
başladı.
Biraz heyecanlıyım kusura bakma.
Sekizinci şişeyi açtı ve okumaya devam etti. Bütün gece gözüme uyku girmedi
sürekli seni düşündüm. Ben artık bir karara vardım bunu seninle paylaşmam
gerek. Seni tanımadan önce hep eksik bir şeyler hissediyordum, tanımlayamadığım
kötü bir his, bir boşluk gibi sanki seni tanıdıktan sonra o boşluk hiç
tanımlayamadığım hiç yaşamadığım duygulara bıraktı. Sanki o eksik olan şey
tamamlanmış gibiydi. Güzeldin, ben seni görmediğim her gün bu duyguları
yaşıyorum. Sanki bir kor gibi içimi yakıp yıkıyor ve bu günlerde katlanılmaz
bir hal aldı. Yağmur ben sensiz yarım bir adamım. Bir yanım eksik ve ben artık
yarım bir adam olmak istemiyorum yanımda hep sen ol istiyorum…
Tavsiye:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder